Kaynaklar · 6 dk okuma
Dün işe yarayan yöntemler bugün neden yetmiyor?
Türkiye'de KOBİ'lerin çoğu, on yıl önce işe yarayan bir reçeteyle yönetiliyor: sat, büyüt, gerekirse kredi çek. Enflasyon, kur ve finansman maliyeti bu reçetenin matematiğini bozdu. Aynı çabayla daha az kâr etmenizin nedeni tembellik değil; ölçünün değişmesi.
Daha çok satış ≠ daha çok kâr
Ciro bir gurur rakamıdır; kâr bir hayatta kalma rakamı. Genel gider dağıtılmadan hesaplanan marj brüt marjdır. Satış arttıkça operasyon, finansman ve tahsilat maliyeti de artar; net kâr çoğu zaman aynı yerde kalır, bazen düşer.
Daha çok çalışan ≠ daha fazla verim
Süreç yazılı değilse yeni kişi verimi artırmaz, karmaşayı artırır. Ekip büyüdükçe koordinasyon maliyeti büyür; kimin neyi hangi standartta yaptığı belirsizse ek maliyet doğrudan kârdan düşer.
Daha çok bilgi ≠ daha doğru karar
Elinde onlarca rapor olan ama hiçbirine göre karar almayan çok işletme gördüm. Geçen ayın gecikmiş raporuyla alınan karar, doğru olsa bile geç kalmıştır. Önemli olan verinin miktarı değil, tazeliği ve karar ritmine bağlanmış olması.
Daha çok kredi ≠ daha güçlü nakit yapısı
Kredi bir nakit çözümü değil, zaman satın almaktır. Gerçek yıllık maliyeti bilinmeyen kredi, kârdan her ay düzenli bir pay alır. Nakit sorunu yapısalsa yeni kredi yalnızca sorunun tarihini erteler.
Daha çok çalışma ≠ daha fazla büyüme
Sahibi haftada 70 saat çalışan işletme büyümüyor; sahibinin kapasitesi kadar duruyor. Büyüme, sahibinin üzerindeki yükün azalmasıyla başlar.
Daha çok teknoloji ≠ dijital dönüşüm
Yazılım almak dönüşüm değildir. Süreç tanımlı değilse yazılım, düzensizliği daha hızlı yapar. Önce iş kuralı, sonra araç.
Peki ne işe yarıyor?
Görünürlük. Hangi ürünün kâr getirdiğini, hangi müşterinin kâr bıraktığını, önümüzdeki 13 haftanın nakit tablosunu ve sen olmadığında hangi işin durduğunu bilmek. Kaçağı kapatmak, yeni bir strateji bulmaktan neredeyse her zaman daha kârlıdır.
